Orsİad Çalıştay dizisi

Kapı ve Kapak Sanayisinin Geleceği Çalıştayı – 2026

🎧Haberin AI Özetini Dinle

Kapı · Mutfak · Banyo Dolap Kapakları

Düzenleyen: ORSİAD Gazetesi
Tarih: 19 Eylül 2026, Cumartesi (Fuarın 3. günü)
Yer: Karadeniz Salonu, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, Büyükçekmece, İstanbul
Moderatör: Tarkan Demir – ORSİAD Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Konuşmacılar

  1. Aziz Biçer – Kastamonu Entegre, Ürün Teknik Müdürü (Parke ve Katma Değerli Ürünler) – YOMSAD adına
  2. Mehmet Hacılar – Normdoor Kapı Sistemleri, Genel Müdür ve Ortak – Çelik Kapı Sanayicileri ve İşadamları Derneği (Kapsiad) adına
  3. Ümit Yıldız – Emaks Prime, Satış-Pazarlama ve Genel Müdür – MAKSDER (Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği) adına
  4. Kadir Kaya – Biesse Türkiye ve Ortadoğu, Teknoloji Uygulama Müdürü – AİMSAD (Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği) adına
  5. Dr. Selçuk Akbaş – Portakal Plastik (Kenar Bandı Fabrikası), Üretim Müdürü – Kenar Bandı Üreticileri Sektör Temsilcisi

Açılış

Moderatör konuşmacıları ve izleyicileri karşılayarak çalıştaya hoş geldiniz dedi. Programın açılışından önce şehit ve gazilerin anısına bir saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu.

Moderatör format hakkında bilgi verdi: Beş soru hazırlandığını, süre kısıtı halinde bazı soruların birleştirilebileceğini veya bir sorunun atlanabileceğini belirtti. Her soru sırasıyla Aziz Biçer’den başlanarak tüm konuşmacılara yöneltilecekti. İlk soruya geçmeden önce her konuşmacıdan kendisini ve temsil ettiği kurumu tanıtması istendi.

Birinci Soru

“2026’nın son çeyreği ve 2027 yılı için üretim, tüketim ve satış öngörüleriniz nelerdir?”

Aziz Biçer (Kastamonu Entegre / YOMSAD)

Kendisini orman endüstri mühendisi, Kastamonu Entegre’de 14 yıldır çalışan ve şu an laminat parke ile katma değerli ürün gruplarından sorumlu teknik müdür olarak tanıttı.

Türkiye’de iç oda kapısı ile mutfak/banyo/dolap kapağı üretimine ilişkin resmi ve düzenli bir istatistik serisi bulunmadığını, TÜİK’in yapı ruhsatı verileri, mobilya sektörü verileri, sektör oyuncularının kapasite bilgileri ve konut başına ortalama ürün kullanım oranlarından hareketle tahmini pazar büyüklükleri oluşturduklarını belirtti.

Bu tahminlere göre:

  • İç oda kapısı: yıllık ortalama 8-10 milyon adet satış
  • Çelik dış kapı: yaklaşık 2,5 milyon adet
  • Yangın ve teknik kapılar: son yıllarda dikkat çeken bir segment olup 500 bin-1 milyon adet seviyesine ulaşma potansiyeli taşıyor
  • Toplamda kapı tarafında: yıllık yaklaşık 13-14 milyon adet satış öngörüyorlar

Mutfak ve dolap kapağı tarafını (farklı ölçülerdeki mutfak kapıları nedeniyle) daha çok m² üzerinden değerlendirdiklerini belirterek şu tahminleri paylaştı:

  • Mutfak/dolap kapağı: yıllık yaklaşık 25-40 milyon adet, karşılığında 3,5-5,5 milyon m²
  • Banyo ve dolap kapağı: yıllık 6-10 milyon adet, karşılığında 700 bin-1,2 milyon m²
  • Toplam mutfak+banyo dolap kapağı pazarı: yıllık 30-50 milyon adet seviyesinde

(MDF, membran, akrilik, lake, PVC, laminat, ahşap kaplama gibi farklı yüzey/konstrüksiyon tiplerini kapsayan)

2026-2030 döneminde kentsel dönüşüm, yenileme, premium ve teknik ürünlere yönelim ile ürün başına katma değerin artmasının sektörü olumlu yönde destekleyeceğini öngördüğünü belirtti. Kastamonu Entegre’nin MDF’den kapı paneline ve dekoratif teknik panel çözümlerine geçişte alternatif ürünlerle müşteri taleplerini desteklemeye çalıştığını ekledi.

Mehmet Hacılar (Normdoor / Kapsiad)

Kendisini Kayseri’den, Normdoor Kapı Sistemleri’nin ortağı ve kurucusu, aynı zamanda Kapsiad’ın (Kapı Sanayicileri İşadamları Derneği) kurucu ve yönetim kurulu üyesi olarak tanıttı.

Türkiye’nin çelik kapı üretiminde dünyada 8. sırada (1. sırada Çin) yer aldığını belirtti.

2026’nın ticari olarak zorlu ama bir toparlanma yılı olduğunu değerlendirdi. Kayseri’nin Türkiye’de üretilen her 10 çelik kapıdan 9’unu ürettiğini, TOBB ve ticaret odası verilerine dayanarak yıllık yaklaşık 4 milyon adet çelik kapı, yaklaşık 1 milyon adet yangın/teknik kapı ve 10-15 milyon adet iç oda kapısı üretimi olduğunu tahmin ettiklerini aktardı.

2027 için kentsel dönüşüm, toplu konut projeleri, bireysel villa ve yaşam alanı gelişimi, otel ve yurt projeleri gibi dünya genelinde büyüyen inşaat pazarının hem Türkiye’de hem küresel ölçekte artış getireceğini öngördü.

Ümit Yıldız (Emaks Prime / MAKSDER)

Kendisini Emaks adına (Philips Akıllı Kilit Sistemleri Türkiye distribütörü Emaks Prime’da aksesuar ve mobil aksesuar satış-pazarlama sorumlusu) tanıttı.

Kapı ve mobilya aksesuar gruplarının birbiriyle bağlantılı hareket ettiğini, en belirleyici unsurun konut faaliyetlerinin canlılığı olduğunu belirtti.

O ana kadar yaklaşık 700 bin konut satışı gerçekleştiğini, bunun yaklaşık 250 bininin ikinci el, kalanının sıfır konut olduğunu; her konuta bir çelik kapı, ortalama yedi iç kapı düştüğünü, bu çarpanla pazar hacminin daha net ortaya konabileceğini belirtti.

Kadir Kaya (Biesse / AİMSAD)

Kendisini ağaç işleme endüstri mühendisi, Biesse Türkiye ve Ortadoğu Teknoloji Uygulama Müdürü olarak tanıttı; AİMSAD’ı (Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği) temsilen katıldığını belirtti.

2026’yı sektör açısından “seçici” bir yıl olarak tanımladı: finansman maliyetlerinin ve fiyat baskısının yükseldiğini, ancak kentsel dönüşüm, deprem bölgesindeki yeniden yapılanma, otel ve hastane projelerinin sektörü desteklediğini belirtti.

Paylaştığı verilerin yalnızca kapı-kapak değil genel ağaç işleme makineleri satışlarını (GTİP kodlarının karışıklığı nedeniyle ayrıştırılamadığını belirterek) kapsadığını vurguladı:

  • 2025: 143 milyon dolar ihracat, 107 milyon dolar ithalat, toplam 250 milyon dolar hacim
  • 2026 (ilk 7 ay): 69 milyon dolar ihracat, 63 milyon dolar ithalat, toplam 133 milyon dolar
  • Yıl sonu projeksiyonu: 228 milyon dolar (bir önceki yıla göre yaklaşık %9 daralma)
  • Geçmiş yıllar: 2021’de 203 milyon, 2022’de 233 milyon, 2023’te zirve yaparak 272 milyon, 2024’te 251 milyon, 2025’te 250 milyon dolar

Dr. Selçuk Akbaş (Portakal Plastik / Kenar Bandı)

Kendisini hem akademik hem endüstriyel deneyime sahip, kapı üretiminin içinden gelen, yurt içi ve yurt dışında fabrika kurmuş/yönetmiş biri olarak tanıttı.

Portakal Plastik’in kenar bandı üretimini ana faaliyet konusu edindiğini, kapı ve mobilya sektörüne doğrudan partner olarak (özellikle mobilya ve panel üreticileriyle ortak üretimler yaparak) hizmet verdiğini belirtti.

İkinci Soru

“Sektördeki trendler ve yeniliklerle alakalı görüşleriniz nedir?”

Aziz Biçer

Kapı ve dolap kapağının artık yalnızca bir mobilya komponenti olmaktan çıkıp tasarım, kullanıcı deneyimi, akıllı teknoloji ve sürdürülebilirlikle bütünleşen bir sisteme dönüştüğünü belirtti.

2026 Milano tasarım trendlerine atıfla teknolojinin görünür olmaktan çıkıp malzemenin kullanım kolaylığı ve sürdürülebilirliği içine gizlenmesinin öne çıktığını söyledi.

Mimarlardan gelen en yoğun talebin “görünmez kapı” trendi (gizli kasa, gizli menteşe, duvarla aynı seviyede tavana kadar uzanan çerçevesiz kapılar) olduğunu belirtti.

Bu trende MDF/yonga levha sektörü olarak verdikleri yanıtları sıraladı: daha büyük, homojen ve düşük toleranslı yüzeyler; 2,10 m standardının ötesinde 2,40, 2,70, hatta 3 metreye varan yüksek kapı çözümleri; yüksek boyutsal stabilite; ince panel çözümleri.

Dolap kapağı tarafında ultra mat, kadifemsi dokulu yüzeyler, doğal taş görünümü, dikey kanal desenler, fırçalanmış ve 3D tekstürlü yüzeylerin, sıcak toprak renklerinin öne çıktığını; koyu renklerin (siyah, antrasit) yaygınlaşmasıyla parmak izi bırakmayan (anti-fingerprint) yüzeylerin artık “premium ekstra” değil standart beklenti haline geldiğini vurguladı.

Kastamonu Entegre’nin Gloss Max/Max Plus (cilalı) ve Evolos/EvSoft (laminasyon) ürün serileriyle bu özellikleri ek maliyet olmadan sunmaya çalıştıklarını belirtti.

Membran ve vakum teknolojisinde Türkiye’de hâlâ ucuz-klasik membranın yaygın olduğunu, daha gerçekçi ahşap görünüm, derin tekstür ve soft-touch yüzeylere ihtiyaç olduğunu; sürdürülebilirlik konusunda artık yalnızca sertifikanın değil, ürünün karbon ayak izi, enerji tüketimi, geri dönüşüm oranı, formaldehit emisyonu ve EPD (Çevresel Ürün Beyanı) belgesinin de sorgulandığını belirtti.

Yüksek performanslı dekoratif çözümler, akustik alternatifler, yangına dayanıklı iç dolgu çözümleri ve akıllı kapı sistemlerinin de sektörün öne çıkan trendleri arasında olduğunu ekledi.

Mehmet Hacılar

Tasarım ve mimaride minimalist ve modern çizgilerin öne çıktığını; geniş ölçülü özel tasarım kapılar, büyük giriş kapıları, villalarda pivot kapı sistemleri, gizli kasa uygulamaları, ahşap-metal kombinasyonları, doğal taş ve özel yüzey uygulamalarının yaygınlaştığını belirtti.

Yangına dayanıklı ve sertifikalı kapılara olan ilginin, yaşanan otel yangınları gibi olayların ardından arttığını vurguladı.

Akıllı ev sistemlerinin kapılara entegrasyonunun (Airbnb konseptli evler, değişen otel modelleri, parmak izi/yüz tanıma/kamera destekli akıllı kilit sistemleri) pazarı şekillendirdiğini belirtti.

Ümit Yıldız

Aksesuar sektöründeki temel trendin “entegrasyon” olduğunu belirtti: kapıların artık 5-7 metreye varan pivot sistemlere kadar çeşitlendiğini, akıllı kilit sistemlerinin (parmak izi, yüz tanıma, avuç/damar izi) başlı başına bir faaliyet alanı haline geldiğini, “nesnelerin interneti” mantığıyla kapı açıldığında ışık/klima/perde gibi sistemlerin de devreye girdiği senaryoların yaygınlaştığını anlattı.

Ray-sürgü grubunda fonksiyonellik, sessizlik ve dayanım; mobilya kulp-ayak grubunda ise artık estetik ve tasarımın ön plana çıktığını, bu bileşenlerin standart aksesuar olmaktan çıkıp mobilyanın önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.

Kadir Kaya

Makine tarafında en çok talep gören konunun yüzey işleme, özellikle 5 eksen CNC ile yapılan özgün desenli (freze) yüzeyler olduğunu belirtti (3 eksene göre çok daha kısa sürede işlenebiliyor).

Düz ve kanallı yüzeyleri aynı anda işleyip zımparalayabilen entegre makinelere yönelik talep arttığını; dijital tarafta online sipariş sürecinin doğrudan CAM dosyası üzerinden makineye aktarılmasını sağlayan yazılım entegrasyonlarına, tekil makineler yerine handling sistemleriyle birbirine bağlı üretim hatlarına talep olduğunu aktardı.

Önümüzdeki Woodtech fuarında tanıtılacak, tüm makinelerden veri toplayıp ERP ile entegre çalışan bir MES (Üretim Yönetim Sistemi) yazılımı yatırımlarından bahsetti.

Dr. Selçuk Akbaş

Türkiye’de kapı ve kapak üretim verisinde ortak bir veri havuzu olmadığını, bu nedenle firmaların konut satışı verileri veya kendi üretim rakamlarına dayanarak hareket ettiğini belirterek bu konuda ortak bir veri havuzu oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bölgesel çeşitliliğe dikkat çekti: Kayseri çelik kapıyla, farklı bölgeler melamin, lake, kompozit veya masif kapı üretimiyle öne çıkıyor.

Trend olarak sektörün soft-touch ve düz yüzeyli ürünlere, malzeme olarak ahşap-plastik kompozitten UPVC formüllerine kaydığını; parmak izi bırakmayan yüzeylerin artık lüks değil standart beklenti haline geldiğini yineledi.

Bölgesel pazar farklarına örnek olarak Cezayir’deki toplu konut idaresinin şartnamesinde 2-3 kapı çeşidi kullanılabilirken Türkiye’de ağırlıklı olarak laminat kapı şartnamesi uygulandığını, köy evlerinde kompozit kapının tercih edilmeye başlandığını belirtti.

Üçüncü Soru

“Sektördeki ürün girişimlerini, inovasyonu ve Ar-Ge çalışmalarını tetikleyen faktörler nelerdir?”

Aziz Biçer

Tüketici beklentilerinin sürekli değişiminin (estetik, kişiselleştirilebilir, kolay temizlenebilir ve dayanıklı ürün talebi) en büyük itici güç olduğunu belirtti.

Modern mimari ve konut trendlerinin minimalist/görünmez tasarımı, kentsel dönüşüm ve deprem güvenliğinin yüksek performanslı (yangın, akustik) ve hafif panel taleplerini artırdığını; enerji maliyetlerinin ve verimliliğinin ısı yalıtımlı, hafif konstrüksiyonlu panel üretimini tetiklediğini; sürdürülebilirlik ve karbon emisyonu ölçümünün önem kazandığını; hammadde tarafında enerji ve fiyat oynaklığının üreticileri malzeme/proses verimliliğini optimize etmeye zorladığını; e-ticaret ve hızlı teslimat beklentisinin de sektörü şekillendirdiğini sıraladı.

Küresel rekabette üreticilerin artık fiyat yerine tasarım, kalite, teknoloji ve sürdürülebilirlik üzerinden farklılaştığını, düşük formaldehit, yangına dayanım, akustik performans ve çevresel ürün beyanı gibi regülasyon gerekliliklerinin sektörü ileriye taşıdığını vurguladı.

Mehmet Hacılar

Tüketici beklentilerinin değişiminin (güvenlik ötesinde estetik, teknoloji, enerji verimliliği ve kullanım kolaylığı talebi) inovasyonun temel unsuru olduğunu; kentsel dönüşüm projelerinin sektöre önemli bir hareketlilik kazandırdığını; dijitalleşme (akıllı kilit, akıllı ev sistemleri), gelişen makine teknolojileri (robotik sistemler, lazer kesim, otomatik büküm merkezleri, ERP yazılımları), artan enerji ve personel maliyetleri ile rekabetçi piyasa koşullarının üreticileri daha teknolojik ve verimli üretime yönlendirdiğini belirtti.

Ümit Yıldız

İnovasyonu doğrudan bir Ar-Ge laboratuvarında başlayan bir süreç olarak değil, sahada müşteriyi dinleyerek ihtiyaçları doğru okumakla başlayan bir süreç olarak tanımladı.

Türkiye’deki yoğun kentsel dönüşümün ve değişen yaşam tarzlarının tüketiciyi “eski” konutundan hızla soğutup yeni projelerdeki detaylara (mekanizma, ray, akıllı kilit, kulp) yönelttiğini; sektör temsilcilerinin bu değişimi doğru okuduğu ölçüde inovasyonu yakalayabileceğini belirtti.

Kadir Kaya

Kendi biriminin (Teknoloji Uygulama) görevinin müşteri ziyaretleri yaparak doğru makine seçimi/konfigürasyonu konusunda danışmanlık yapmak olduğunu anlattı.

İnovasyonun genellikle siparişlerin bol olduğu dönemlerde değil, piyasa şartlarının zorlaştığı, “suyun çekildiği” dönemlerde (yeni ürün arayışı, esnek/kişiselleştirilmiş üretim ihtiyacı doğduğunda) tetiklendiğini belirtti.

Nitelikli personel eksikliğine dikkat çekerek eğitim kurumları ile sanayi arasında ciddi bir kopukluk olduğunu, yeni mezunların donanımının sektörün ihtiyaçlarını karşılamadığını vurguladı; bu nedenle üretim tarafında daha az personelle/daha az usta yorumuna ihtiyaç duyan sistemlere yöneldiklerini belirtti.

Örnek olarak bir yangın kapısı üretim simülasyonunda 12 dakika süren işlemin sahada 18 dakikaya çıktığını, incelemede yanlış takım kullanımı ve hatalı operatör yönteminin nedeni olduğunu, bu tür bilgi eksikliğinin giderilmesi için önümüzdeki hafta bir takım firmasıyla ortak eğitim düzenleyeceklerini paylaştı.

Ayrıca Medipol Üniversitesi Mimarlık ve Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle sanayiciyi buluşturan bir proje yürüttüklerini, öğrencilerin tasarımlarının üretilip bir yarışma formatında değerlendirildiğini anlattı.

Dr. Selçuk Akbaş

Aziz Biçer’in bahsettiği müşteri beklentilerine kenar bandı üreticisi olarak panel üreticileriyle aynı hızda yanıt vermeleri gerektiğini belirtti; minimal siparişler, acil talepler ve artan çeşitlilik nedeniyle dijitalleşmeyi (ERP/MES sistemleri, üretim izleme araçları) bir zorunluluk olarak gördüklerini vurguladı.

Plastik esaslı bir ürünü ahşap kalitesinde/dokusunda sunmaya çalıştıklarını, bu nedenle yüzey teknolojilerini yakından takip ettiklerini belirtti.

Dördüncü Soru

“Sektörel gelişim için çözüm önerileriniz nelerdir?”

Aziz Biçer

Türkiye’nin kapı-kapak-MDF-yonga levha sektörünün uzun vadeli büyümesi için düşük maliyetli üretim avantajından yüksek teknolojik/katma değerli sürdürülebilir üretime hızla geçmesi gerektiğini vurguladı.

Önerilerini şöyle sıraladı: hammadde ve tedarik zincirinin (5-10 yıllık planlarla) güvence altına alınması; kalite standartlarının sektör genelinde (boyutsal stabilite, yüzey dayanımı, çizilme/aşınma direnci, renk tutarlılığı, nem dayanımı, formaldehit emisyonu, yangın ve akustik performansı gibi ölçütlerle) yükseltilmesi; haksız fiyat rekabeti yerine toplam maliyeti düşürüp performansı artıran verimli rekabet; Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarının desteklenmesi; kentsel dönüşümün yalnızca konut yenileme değil enerji verimliliği, yangın güvenliği, akustik konfor ve akıllı ev altyapısına geçiş fırsatı olarak görülmesi; ihracat stratejisinin tonaj değil katma değer odaklı olması; sürdürülebilirliğin bir maliyet değil rekabet stratejisi olarak benimsenmesi.

Kesinlikle kaçınılması gerekenleri ise şöyle özetledi: düşük fiyat beklentisiyle rekabet, plansız hammadde tüketimi, tek pazara bağımlılık, ertelenen teknoloji yatırımı, sürdürülebilirliğin yalnızca söylemde kalması, standart dışı/kayıt dışı üretim.

Mehmet Hacılar

Kapsiad olarak Kayseri Sanayi ve Ticaret Odası meslek komiteleri kapsamında düzenli istişare toplantıları yaptıklarını belirtti.

Genel önerileri: standartların etkin kullanılması ve kalitesiz/standart dışı ürünlerin piyasaya girişinin önlenmesi; ihracat desteklerinin artırılması; katma değerli ürün üreten firmalara ilave teşvikler; Ar-Ge yatırımlarının desteklenmesi; üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması; mesleki eğitimlerin güçlendirilerek nitelikli ara eleman sorununun çözülmesi; dijital dönüşüm ve otomasyon yatırımlarının teşviki.

Kaçınılması gerekenler: yalnızca fiyat odaklı ürünlere göz yumulması, markalaşmanın ihmal edilmesi, değişime direnç gösterilmesi (örneğin Avrupa’da kullanılan alüminyum kapı gibi trendlere yatırım yapılmaması), kısa vadeli kazanç uğruna sektör itibarının zedelenmesi, kayıt dışı üretim ve haksız rekabet.

Ümit Yıldız

Sektörün gelişimi için en önemli başlıkları standartlaşma, kalite sürekliliği, nitelikli insan kaynağı, satış sonrası hizmet, veri ve markalaşma/sürdürülebilirlik olarak sıraladı; bunların ortak paydasının nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı.

Yapay zekânın insanların işini almayacağını ama “yapay zekayı kullanmayı bilenlerin, bilmeyenlerin yerini alacağını” öngördüğünü belirtti.

Fiyat rekabetinin firmaları er geç kaliteden ödün vermeye ve süreç kaybına sürüklediğini vurguladı.

Genç iş gücüne yönelik olarak öğrencilik döneminde staj/tecrübe edinmenin önemine dikkat çekti; bir firmanın en önemli sermayesinin fabrikası veya nakdi değil nitelikli iş gücü olduğunu belirtti.

Kadir Kaya

Ar-Ge’nin yalnızca ürün geliştirmeyle sınırlı olmadığını, işletmenin tüm kabiliyetlerini (satış dahil) kapsayan geniş bir alan olduğunu vurguladı.

Türkiye’de birçok üretim tesisinin tekil makinelerle ve düşük kapasite kullanımıyla (%50-60) çalıştığını, doğru veri toplandığında gerçek kapasitenin göründüğünden çok daha düşük çıktığını belirtti.

Nitelikli ara eleman eksikliğinin sanayide deneme-yanılma yoluyla öğrenmeye yol açtığını, bu açığı kapatmak için önümüzdeki hafta bir takım firmasıyla eğitim düzenleyeceklerini yineledi.

Dr. Selçuk Akbaş

Fuar alanında gözlemlediği 20’den fazla üreticiden yola çıkarak Türkiye’nin kenar bandı ve panel üretiminde (özellikle Çinli üreticilerle karşılaştırıldığında) kalite ve pazara yakınlık açısından avantajlı bir konumda olduğunu değerlendirdi.

Kapı kanadı üretiminde tekil makinelerle 60 kişilik personel ihtiyacının, otomasyon/robotik bir üretim hattına (cadde sistemi) geçildiğinde 12-15 kişiye (yaklaşık üçte bire) indiğini örnek verdi.

TÜİK verilerine göre işçilik maliyetlerinin 2016-2026 arasında yaklaşık %37 arttığını, bu nedenle üreticilerin iş akışlarını rekabetçi hale getirmesi gerektiğini; Kastamonu Entegre, Starwood, Yıldız Entegre gibi levha üreticilerinin doğru zamanda doğru yatırımları yaparak dünyaya rekabet edebilir hale geldiğini örnek gösterdi.

Beşinci Soru

“Türkiye’nin kapı ve kapak ihracatını artıracak, küresel pazarlarda rekabet gücünü yükseltecek stratejik adımlar için öngörüleriniz nelerdir?”

Aziz Biçer

Ucuz üretici konumlandırmasından hızlı ve yüksek katma değerli üretici konumlandırmasına geçilmesi gerektiğini, Çin ve Uzakdoğu ile fiyat üzerinden rekabetin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

Türkiye’nin Avrupa’ya kısa teslimat süresi avantajının; düşük minimum sipariş miktarı, hızlı numune geliştirme ve zengin tasarım/dekor çeşitliliğiyle birleştiğinde “daha ucuz” yerine “daha hızlı, esnek, tasarımlı ve sürdürülebilir” bir değer önerisine dönüştürülebileceğini belirtti.

Avrupa’daki “nearshoring” fırsatının agresif biçimde değerlendirilmesi, hedefin yalnızca mevcut müşterilere satış değil Avrupalı üreticilerin Uzakdoğu’ya kaptırdığı tedariki Türkiye’ye çekmek olması gerektiğini söyledi (48-72 saat içinde numune, 2-4 hafta içinde sevkiyat gibi somut beklentileri karşılamak gerektiğini vurgulayarak).

Pazarlara özel strateji önerdi: Avrupa için sürdürülebilir/minimal/teknik ürünler ve düşük formaldehit, EPD, EUDR gibi sertifikalar; Ortadoğu için premium, büyük ebat, gösterişli/mimari tasarım odaklı kapılar; Amerika için performans, sertifikasyon (yangın/akustik) standartlarına uyum, yerel stok ve güçlü distribütör ağı.

Mimar kanalının Türkiye’de yeterince kullanılmadığını, bu kanalın geliştirilmesi gerektiğini; ihracat teşviklerinin yalnızca satışa değil pazar oluşturma faaliyetlerine (uluslararası sertifikasyon, showroom, yurt dışı depo, mimari/marka tanıtımı, satış sonrası teknik hizmet) yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kastamonu Entegre’nin ihracat stratejisinin yalnızca MDF/yonga levha satmak değil, bu malzemelerin dönüştüğü nihai üründeki katma değerden daha büyük pay almak olduğunu vurguladı.

Mehmet Hacılar

Türk çelik kapı sektörünün dünya ihracatında yaklaşık 350 milyon dolarla 8. sırada yer aldığını, üretim kapasitesi, mühendislik kabiliyeti, nitelikli iş gücü ve ihracat tecrübesiyle daha büyük pazar payı alma potansiyeline sahip olduğunu; bunun için kalite, markalaşma, Ar-Ge, dijitalleşme ve uluslararası rekabetçiliğin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Yalnızca “kapı” değil “tasarım ve yaşam konsepti” ihraç edilmesi gerektiğini; hedef pazara özel ürün geliştirilmesi gerektiğini (Avrupa için enerji verimli ve sertifikalı kapılar, Körfez ülkeleri için büyük/lüks özel ölçülü kapılar, Amerika için yüksek güvenlikli özel standartlı kapılar) vurguladı.

Kapsiad’ın Meksika ve Brezilya’ya yaptığı bir heyet gezisinde bu pazarlarda güvenliksiz Çin kapılarının yüksek fiyata satıldığını, oysa Türk üreticilerin bu pazarlara neredeyse hiç girmediğini gözlemlediklerini; pazar çeşitliliğinin (yalnızca Ortadoğu/Balkanlar/Afrika değil) artırılması gerektiğini belirtti.

Kayseri’de düzenledikleri, bu yıl dördüncüsü yapılan ve uluslararası statüye kavuşan KAPEX kapı fuarının nitelikli sektörel alıcıları Türkiye’ye getirdiğini örnek verdi. Devletin lojistik ve finansman desteklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ümit Yıldız

Türkiye’nin üretim gücünün önemli bir avantaj olduğunu ama önemli olanın “çok üretmek” değil “nitelikli katma değerli ürün üretebilmek” olduğunu vurguladı.

Müşterinin artık yalnızca fiyat değil “güven” satın aldığını, sürekliliği sağlayamayan firmaların bu güveni kaybettiğini belirtti.

Farklı pazarlara farklı ürün sunabilmek için nitelikli satış/pazarlama personeline ihtiyaç olduğunu, “gezen tilkinin yatan aslandan iyi olduğunu” (her pazarın bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini) vurguladı.

Kadir Kaya

Üreticilerin genellikle büyümeyi “daha büyük fabrika alanı” ile eş tuttuğunu, oysa tekil makine ve operatöre dayalı çalışma sisteminin (gece vardiyesi kuramama, personel bulma zorluğu gibi nedenlerle) asıl darboğaz olduğunu vurguladı.

Avrupa’daki üretim hatlarını ziyaret eden yatırımcıların, çok daha küçük bir alanda, çok daha eski (20-60 yaşında) makinelerle ama tam otomasyonlu ve az personelle çalışan hatlar gördüklerinde şaşırdıklarını anlattı.

Örneğin bir açılı kesim hattının 10 kişiyle günde 500-700 plaka işleyebildiğini, oysa Türkiye’de tanıttıkları otomasyonlu bir CNC makinesine (kendiliğinden yükleme-boşaltma yapan) talep gelmediğini, çünkü performansın yalnızca tek işlem süresi üzerinden değerlendirilip vardiya boyunca sağlanan sürekliliğin göz ardı edildiğini belirtti.

Rekabet için metrekareyi büyütmek yerine mevcut alanı minimum nitelikli personelle, minimum hatayla ve maksimum çalışma süresiyle (esnek/adetli üretime uygun hatlarla) kullanmanın gerekli olduğunu vurguladı.

Dr. Selçuk Akbaş

Uzakdoğulu üreticilerin kenar bandı sektöründe hızlı sipariş cevabı ve kalite açısından şu an geride kaldığını değerlendirdi; Portakal Plastik’in dünyada birkaç yerde bulunan bir dijital zemin tarama teknolojisiyle hızlı yanıt verebildiğini belirtti.

Kapı sektörünün, aksesuardan levhaya, kenar bandına, profillere kadar birçok komponentin bir arada bulunduğu karmaşık bir ürün olduğunu; Türk üreticilerin Amerika’ya kadar ihracat yapabildiğini ama kalite, sürdürülebilirlik ve tekrarlanabilirlik konusunda daha kat edilecek yol olduğunu vurguladı.

Ülkelere özgü ölçü/yüzey parametrelerinin hızlı biçimde bilinmesinin rekabet avantajı sağladığını; kapıdaki her komponentin (tutkal dahil) kalitesinin bütünü etkilediğini, örneğin bir mobilya ihracatında konteyner içi sıcaklık hesaba katılmadığı için tek bir tutkal sorununun tüm sevkiyatı iptal ettirdiğini, örnek verdi.

Kapanış

Moderatör tüm konuşmacılara katkıları için teşekkür ederek plaket takdimi için ORSİAD Gazetesi kurucusu Fikret Demir’i sahneye davet etti.

Sırasıyla Aziz Biçer, Mehmet Hacılar, Ümit Yıldız, Kadir Kaya ve Dr. Selçuk Akbaş’a plaket takdim edildi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.