COP31 Yolunda Türkiye Ormanları, Ahşap Esaslı Panel Sektörü ve Karbon Ekonomisi
Haluk Yıldız
YOMSAD Genel Başkanı
TOBB Orman Ürünleri Meclisi Başkanı

Türkiye’nin orman alanı büyürken ağaç serveti ve yıllık artımı da yükseldi; planlı üretim bu biyolojik kapasite içinde gelişti. Önümüzdeki hedef, sürdürülebilir orman yönetimini güçlü sanayi, yüksek katma değerli ihracat ve güvenilir karbon politikasıyla birleştirmektir.
Üretim ormanın dostudur. Plansız, kayıt dışı ve ekosistemin taşıma kapasitesini gözetmeyen müdahaleler ormanlara zarar verirken; amenajman planlarına, silvikültür ilkelerine ve ormancılık biliminin gereklerine uygun üretim, sürdürülebilir orman yönetiminin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Bilim ve tekniğe uygun orman üretimi, yalnızca sanayiye hammadde sağlamaz; ormanın gençleşmesine, sağlığının korunmasına, büyüme gücünün artırılmasına ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli hâle gelmesine de katkıda bulunur.
Gençlik ve kültür bakımları, aralamalar, sıklık bakımları, rehabilitasyon çalışmaları, sağlık kesimleri ve gençleştirme uygulamaları sırasında baskı altında kalmış, hastalanmış, zarar görmüş veya gelişimini tamamlamış ağaçların sahadan çıkarılması gerekebilir. Bu müdahalelerle meşcere sıklığı düzenlenir; sağlıklı ağaçların ışık, su ve besin maddelerinden daha iyi yararlanması sağlanır. Uygun türlerin gelişmesi desteklenir, ormanda biriken yanıcı materyal azaltılır ve yangına müdahale imkânları güçlendirilir.
Elbette her kesimin kendiliğinden yararlı olduğunu söylemek mümkün değildir. Olumlu sonuç ancak işlemin doğru yerde, doğru zamanda, uygun yöntemle ve yetkili orman mühendislerinin gözetiminde gerçekleştirilmesiyle elde edilebilir. Üretim miktarının yıllık artımı aşmaması, biyolojik çeşitliliğin korunması, toprak ve su değerlerinin gözetilmesi ve kesilen alanların yeniden ormanlaştırılması bu sistemin temel şartlarıdır.
Türkiye’nin Orman Varlığı Büyümeye Devam Ediyor
Orman Genel Müdürlüğünün yayımladığı Türkiye Orman Varlığı 2025 verilerine göre ülkemizin orman alanı 23 milyon 375 bin hektara ulaşmıştır. Bu alan Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 30’una karşılık gelmektedir.
| ORMAN ALANI | AĞAÇ SERVETİ | YILLIK CARİ ARTIM | PLANLANAN ETA |
| 23,375 milyon ha | 1,807 milyar m³ | 50,9 milyon m³ | 26,1 milyon m³ |
Kaynak: Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Orman Varlığı 2025.
1973 yılında yaklaşık 20 milyon 199 bin hektar olan orman alanı, 2025’te 23 milyon 375 bin hektara yükselmiştir. Böylece orman alanında yüzde 15,7 oranında artış gerçekleşmiştir.
Alan artışından daha dikkat çekici gelişme ise ormanlardaki ağaç servetinde görülmektedir. Türkiye’nin dikili ağaç serveti 1973’te 935,5 milyon metreküp iken 2025’te yaklaşık 1 milyar 807 milyon metreküpe ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle, orman servetimiz aynı dönemde yüzde 93’ün üzerinde artmıştır.
Yıllık cari artım da 28,1 milyon metreküpten 50,9 milyon metreküpe yükselmiştir. Bu gelişme, Türkiye ormanlarının yalnızca alan olarak büyümediğini; nitelik, hacim ve biyolojik üretim kapasitesi bakımından da güçlendiğini göstermektedir.
2025 yılı amenajman planlarında belirlenen toplam yıllık eta yaklaşık 26,1 milyon metreküptür. Bu rakam yıllık 50,9 milyon metreküplük cari artımın yaklaşık yüzde 51’ine karşılık gelmektedir.
Ormancılık bakımından esas güvence, üretimin yasaklanması değil; üretim miktarının ormanın yıllık artımına ve amenajman planlarına bağlı tutulmasıdır. Türkiye’de planlanan eta, yıllık cari artımın yaklaşık yarısı düzeyindedir.
Ormanlarımızın yüzde 40,5’i ekonomik, yüzde 51,8’i ekolojik ve yüzde 7,7’si sosyokültürel fonksiyonlara ayrılmıştır. Bu dağılım, Türkiye ormancılığının yalnızca odun üretimine dayalı olmadığını; koruma, su, toprak, biyolojik çeşitlilik, toplum sağlığı, rekreasyon ve kırsal kalkınma işlevlerini birlikte değerlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin endüstriyel odun üretimi 2000 yılında yaklaşık 7,3 milyon metreküp seviyesindeydi. Orman Genel Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet verilerine göre endüstriyel odun üretimi 25 milyon 428 bin metreküpe ulaşmıştır.
Bu artışı yalnızca ‘daha fazla ağaç kesilmesi’ olarak değerlendirmek yanlış olur. Aynı dönemde ormanların dikili serveti, yıllık artımı, planlama kapasitesi, yol ve üretim altyapısı ile verimli orman alanlarının payı da yükselmiştir. Yakacak odun ağırlıklı kullanım azalırken odunun sanayi hammaddesi ve katma değerli ürün olarak değerlendirilmesi güçlenmiştir.
Bugünkü üretim, ormanların amenajman planlarında belirlenen biyolojik üretim kapasitesine göre programlanmaktadır. Nitekim 2025’te gerçekleşen 25,4 milyon metreküplük endüstriyel odun üretimi, 50,9 milyon metreküplük yıllık cari artımın oldukça altındadır.
Türkiye’de orman ürünleri sanayisinin büyümesi ile orman varlığının büyümesi birbirinin alternatifi olmamıştır. Planlı üretim devam ederken orman alanı, ağaç serveti ve yıllık artım da yükselmiştir.
Dolayısıyla sürdürülebilirlik, üretimi durdurmak anlamına gelmez. Asıl hedef; ormanın artım kapasitesini güçlendirmek, üretimi bu kapasitenin içinde tutmak ve elde edilen odunun mümkün olan en yüksek katma değerle kullanılmasını sağlamaktır.
Orman Ürünleri Sanayisi Sürdürülebilir Ormancılığın Paydaşı
Ahşap esaslı panel sanayisi, ormancılık faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan farklı nitelik ve çaplardaki hammaddenin ekonomik değere dönüşmesini sağlar. Bakım kesimlerinden elde edilen ince çaplı odunlar, diğer sektörlerde kullanım imkânı sınırlı ürünler, sanayi artıkları ve teknik olarak uygun geri kazanılmış odunlar MDF, yonga levha ve OSB üretiminde değerlendirilebilir.
Bu sektör olmasaydı söz konusu hammaddenin önemli bir bölümünün düşük değerli kullanımlara yönelmesi veya ormanda bırakılmasının doğuracağı ilave bakım ve yangın riski maliyetleri gündeme gelebilirdi. Panel sanayisi, orman bakım çalışmalarının ekonomik olarak sürdürülebilmesine pazar mekanizması yoluyla destek sağlamaktadır.
Sektör aynı zamanda;
- Yerli ve yenilenebilir hammadde kullanarak ithal girdilere bağımlılığın azaltılmasına,
- Orman köylülerinin ve kooperatiflerin istihdamına,
- Nakliye, makine, kimya, lojistik, mobilya ve inşaat sektörlerinin gelişmesine,
- Sanayi artıklarının ve uygun geri kazanılmış odunların ekonomiye yeniden kazandırılmasına,
- Mobilya ihracatında yerli ara malı kullanılmasına,
- Odunun bünyesindeki karbonun ürünlerin kullanım ömrü boyunca depolanmasına katkı sağlamaktadır.
Türkiye bugün MDF, yonga levha ve OSB üretiminde Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üreticilerinden biridir. Bu kapasite yalnızca fabrikalardan ibaret değildir. Arkasında orman mühendisleri, orman işçileri, kooperatifler, nakliyeciler, teknik personel, makine üreticileri, tasarımcılar ve mobilya sanayisinden oluşan geniş bir değer zinciri bulunmaktadır.
Orman ürünleri sanayisi ormana rakip değil, sürdürülebilir ormancılığın ekonomik ve toplumsal paydaşıdır. Sektörün saygınlığı; yerli kaynağı verimli kullanmasından, kırsal istihdam yaratmasından ve yenilenebilir malzemeyi katma değerli ürüne dönüştürmesinden kaynaklanmaktadır.
Kalkınma Planlarından Yeşil Dönüşüme Uzanan Sanayi Politikası
Türkiye’de ormancılık ile orman ürünleri sanayisinin birlikte planlanması yeni bir yaklaşım değildir. 1979-1983 dönemini kapsayan Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı, bugünkü yapının gelişmesinde önemli bir tarihsel eşik oluşturmuştur.
Plan’da ormancılık sektörü için üretim ve koruma yolları, amenajman planları, orman sınırlandırma çalışmaları, ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve mera ıslahına ilişkin somut hedefler belirlenmiştir. Plan döneminde 31 bin kilometre üretim yolu, 5 bin kilometre koruma yolu, 13 bin 500 kilometre stabilize yol ve 11,3 milyon hektarlık amenajman çalışması öngörülmüştür.
Plan, ağaçlandırma çalışmalarının orman ürünleri sanayisinin uzun vadeli hammadde gereksinimi dikkate alınarak yürütülmesini istemiştir. Ekolojik koşulların uygun olduğu alanlarda hızlı gelişen türlere dayalı plantasyonların kurulması ve özellikle lif-yonga sanayisinin küçük çaplı odun ihtiyacını karşılayacak kaynakların geliştirilmesi öngörülmüştür.
Amenajman planlarının zamanında yenilenmesi, dikili ağaç servetinin en uygun biçimde işletilmesi, orman arazisinin potansiyel verim gücünden yararlanılması ve üretimin aksamaması da planın temel görevleri arasında yer almıştır.
Dördüncü Plan’ın dikkat çekici hükümlerinden biri de işletmecilik faaliyetlerinde ormancılık tekniğine uygun toplu üretim yöntemlerine geçilmesi, makine parkının verimli kullanılması, tam yıl çalışmanın geliştirilmesi, altyapının tamamlanması ve personelin eğitilmesidir.
Orman yangınlarına karşı emniyet yolları ve şeritlerinin geliştirilmesi, kontrollü yakma tekniklerinin araştırılması ve orman köylülerinin kurduğu kooperatiflerin orman işletmeciliği ile orman ürünlerinin değerlendirilmesindeki etkinliğinin artırılması da görevler arasında sayılmıştır.
Dördüncü Plan’ın yaklaşımı, dönemin şartları gereği öncelikle hammadde arz güvenliği ve yerli sanayinin beslenmesi üzerine kuruluydu. Plan’da odun dışsatımının yapılmaması ve üretimin ülke içindeki sektör talebine göre, arz açığı doğurmayacak biçimde düzenlenmesi öngörülmüştü.
Ormanların korunması, üretimin planlanması, sanayi hammaddesinin güvence altına alınması ve orman köylüsünün kalkındırılması birbirinden ayrı görevler değildir.
2024-2028 dönemini kapsayan On İkinci Kalkınma Planı ise Dördüncü Plan’da kurulan hammadde arzı ve sanayileşme yaklaşımını günümüzün yeşil dönüşüm, ihracat, döngüsel ekonomi ve karbon piyasası hedefleriyle ileri bir aşamaya taşımaktadır.
Plan’da şu hedefler açık biçimde yer almaktadır:
- İklim değişikliğine dayanıklı ormanların kurulması,
- Ormanların yutak alan fonksiyonlarını artıracak yönetim planlarının geliştirilmesi,
- Orman ürünlerinin mümkün olan en uzun süre kullanılması, tekrar kullanım ve geri dönüşümün artırılması,
- Gönüllü karbon piyasası ve yeşil sertifikasyon uygulamalarının geliştirilmesi,
- Türkiye’deki ormancılık firmalarının uluslararası faaliyetlerinin desteklenmesi,
- Ormancılık istatistiklerinin uluslararası standartlarla uyumlu hâle getirilmesi.
‘Orman kaynaklı ürün ve hizmetler, sürdürülebilir orman yönetimi ilkeleri çerçevesinde ihracat odaklı çeşitlendirilecek, sektörün ekonomideki payı artırılacaktır.’ – On İkinci Kalkınma Planı, Politika 501
Bu hedefin altında orman varlığının yoğun olduğu bölgelerde orman ürünleri ihtisas organize sanayi bölgelerinin kurulması, kümelenmenin sağlanması, sertifika uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ticaretin kolaylaştırılması öngörülmektedir.
Ayrıca;
- Konutlarda ve iş yerlerinde ahşap kullanımının yaygınlaştırılması,
- Özel sektör tarafından gerçekleştirilecek hızlı gelişen tür ağaçlandırmalarının desteklenmesi,
- Orman köylülerinin yerinde istihdam edilmesi,
- Girdi maliyetlerine yönelik düzenlemeler yapılarak fiyat istikrarının sağlanması,
- Orman ürünlerinin daha fazla istihdam ve katma değer sağlayan sektörlerde kullanımının artırılması hedeflenmektedir.
Plan’ın 502.1 numaralı tedbiri, ormancılıkta üretim-bakım ilişkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Buna göre orman yangınlarıyla etkin mücadele, biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi ve karbon depolamanın sağlanması için başta genç meşcereler olmak üzere bütün bakım müdahalelerine öncelik verilecektir.
Bu hüküm son derece önemlidir. Çünkü orman bakımı yalnızca gider oluşturan bir kamu faaliyeti değildir. Bakım sonucunda elde edilen hammaddenin sanayi tarafından değerlendirilmesi, yapılan silvikültürel müdahalenin ekonomik sürdürülebilirliğine destek olur.
On İkinci Kalkınma Planı Orman Ürünleri Özel İhtisas Komisyonu Raporu da sektörün stratejik sektör olarak tanımlanmasını, hammadde maliyetlerinin azaltılmasını, fiyat istikrarının sağlanmasını, karbon ayak izinin belirlenmesini, ulusal karbon yutak mevzuatının geliştirilmesini ve uluslararası karbon piyasalarında ormanlarımızın iklim değerinden yararlanılmasını önermektedir.
Dördüncü Plan’ın ‘yerli sanayiye hammadde sağlama’ hedefi ile On İkinci Plan’ın ‘ihracat odaklı, sertifikalı, döngüsel ve yüksek katma değerli üretim’ hedefi aynı kalkınma çizgisinin farklı dönemlerdeki aşamalarıdır.
Bu hedeflerin hayata geçirilebilmesi için ahşap esaslı panel sanayisinin yalnızca düzenlemelere tabi tutulan bir üretim alanı olarak değil, stratejik bir dönüşüm ortağı olarak görülmesi gerekir.
- Öngörülebilir hammadde politikası: Amenajman planları ve üretim programları çerçevesinde orta ve uzun vadeli arz projeksiyonları sektörle paylaşılmalıdır.
- Fiyat istikrarı: Hammadde satış sistemleri, piyasa dalgalanmalarının sanayi yatırımlarını ve ihracat taahhütlerini zora sokmasını önleyecek şekilde geliştirilmelidir.
- Endüstriyel ağaçlandırma: Doğal ormanlar üzerindeki üretim baskısını azaltmak ve sanayiye düzenli hammadde sağlamak amacıyla uygun alanlarda hızlı gelişen türlere dayalı, ekolojik ve sosyal koşulları gözeten endüstriyel plantasyonlar desteklenmelidir.
- Geri kazanılmış odun: Teknik ve sağlık standartlarına uygun geri kazanılmış odunun toplanması, sınıflandırılması ve yeniden panel üretimine kazandırılması için ulusal sistem kurulmalıdır.
- Yeşil dönüşüm finansmanı: Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, emisyon azaltımı, düşük emisyonlu bağlayıcılar, çevresel ürün beyanları ve izlenebilirlik yatırımları uygun finansman araçlarıyla desteklenmelidir.
- İhtisas OSB’leri ve kümelenme: Orman varlığının yoğun olduğu bölgelerde hammaddeye yakın, ortak enerji, lojistik, geri dönüşüm ve Ar-Ge altyapısına sahip orman ürünleri ihtisas bölgeleri oluşturulmalıdır.
- Ahşap yapı politikası: Kamu binaları başta olmak üzere yapılarda ahşap ve ahşap esaslı ürün kullanımını teşvik eden standartlar, yapı mevzuatı ve yeşil kamu alımı kriterleri geliştirilmelidir.
Bu destekler yalnızca belirli işletmelere sağlanacak avantajlar olarak görülmemelidir. Bunlar, yerli ve yenilenebilir kaynağın ülke içinde işlenerek katma değer kazanmasını sağlayacak sanayi politikası araçlarıdır.
Karbon Ekonomisinde Orman ve Ahşap Ürünlerin Rolü Güçleniyor
Türkiye ormanlarında 2025 itibarıyla yaklaşık 2 milyar 86 milyon ton karbon depolandığı hesaplanmıştır. Bu değer 2020’ye göre yaklaşık 95,5 milyon ton daha yüksektir.
Ancak toplam karbon stoku, yıllık net yutak ve ticarete konu karbon kredisi aynı kavramlar değildir. Bir orman karbon projesinin kredi üretebilmesi için ilave katkı, referans senaryosu, kalıcılık, sızıntı, ölçme-raporlama-doğrulama ve mükerrer sayımın önlenmesi gibi şartların karşılanması gerekir.
2026 yılında kabul edilen 7584 sayılı Kanun’la Orman Kanunu’na eklenen hüküm, Orman Genel Müdürlüğüne karbon yutak alanları oluşturma, oluşturulan alanları yönetme ve karbon piyasası değerini dikkate alan uygulamalar geliştirme imkânı vermiştir.
Bu düzenleme önemli bir başlangıçtır. Ancak asıl başarı, çıkarılacak ikincil mevzuatın güvenilirliğiyle ölçülecektir. Karbon hakkının tanımı, gelir paylaşımı, orman köylüsünün katılımı, yangın nedeniyle karbon kaybı, bağımsız doğrulama ve ulusal katkı beyanıyla uyum açık biçimde düzenlenmelidir.
Oregon’da EFM tarafından gerçekleştirilen 100 milyon doların üzerindeki orman yatırımı, dünyada orman değerinin nasıl değiştiğini göstermektedir. Yaklaşık 11 bin 735 hektarlık alana ilişkin modelde odun üretimi, uzun üretim rotasyonları, karbon gelirleri, restorasyon, biyolojik çeşitlilik ve rekreasyon birlikte ele alınmaktadır.
Türkiye ile Oregon’un mülkiyet ve yönetim sistemleri farklıdır. Bununla birlikte örnek, karbon gelirlerinin orman bakımını, restorasyonu ve uzun dönemli yönetimi finanse edebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Odun sürdürülebilir biçimde üretildikten sonra MDF’ye, yonga levhaya, OSB’ye, mobilyaya veya yapı malzemesine dönüştürüldüğünde, bünyesindeki karbon ürünün kullanım süresi boyunca depolanmaya devam eder. Ürünün yeniden kullanılması ve geri dönüştürülmesi bu süreyi daha da uzatır.
İklim politikası ormandaki karbonla bitmemeli; hasat edilmiş ahşap ürünlerinde depolanan karbonu ve ahşabın karbon yoğun malzemelerin yerine kullanılmasından doğan ikame faydasını da dikkate almalıdır.
EUDR ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Sektörün Gündeminde
Avrupa Birliği Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü, büyük ve orta ölçekli işletmeler bakımından 30 Aralık 2026’da uygulanmaya başlayacaktır. Diğer mikro ve küçük işletmeler için tarih 30 Haziran 2027’dir.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin sınıflandırmasında düşük riskli ülkeler arasında yer almaktadır. Bu önemli bir ticari avantajdır ancak yükümlülüklerden muafiyet sağlamamaktadır.
MDF, yonga levha ve OSB ürünlerinin ormansızlaşmaya veya orman bozulmasına yol açan alanlardan gelmediğinin, üretim ülkesinin mevzuatına uygun olduğunun ve hammaddenin coğrafi kaynağının belirlenebildiğinin gösterilmesi gerekecektir.
Sektör açısından en önemli ihtiyaç, ormandaki üretim bölmesinden fabrikaya ve ihraç edilen ürüne kadar uzanan dijital izlenebilirlik zinciridir. Türkiye’nin düşük risk statüsü korunmalı ve OGM’nin amenajman, üretim, izin ve coğrafi bilgi sistemleri ihracatçıların kullanabileceği doğrulanabilir altyapıyla ilişkilendirilmelidir.
EUDR, doğru hazırlık yapılırsa yalnızca bir maliyet olmayacaktır. Türkiye’nin planlı ormancılık yapısının, kayıtlı üretiminin ve büyüyen orman varlığının Avrupa pazarındaki güvenilirliğini güçlendirebilir.
Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının kesin dönemi 1 Ocak 2026’da başlamıştır. Mevcut kapsamda çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen bulunmaktadır. Ahşap esaslı paneller ile mobilya doğrudan kapsamda değildir.
Buna karşılık enerji, çelik, alüminyum, makine, kimyasal girdi ve lojistik maliyetleri üzerinden dolaylı etkiler oluşacaktır. Avrupa’daki müşteriler ürün karbon ayak izi, yenilenebilir enerji kullanımı, çevresel ürün beyanı ve yaşam döngüsü analizi talep etmeye başlamıştır.
Bu dönüşüm sektörümüz açısından fırsat da sunmaktadır. Binalarda yaşam döngüsü karbonunun esas alınması hâlinde, yenilenebilir bir kaynak olan ahşap; çelik, beton ve fosil kökenli malzemeler karşısında daha güçlü bir konuma gelebilir.
COP31 Türkiye’nin Orman ve Ahşap Vizyonu İçin Önemli Bir Fırsat
9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, Türkiye’nin orman ve ahşap vizyonunu dünyaya anlatması için tarihî bir fırsattır.
YOMSAD olarak beklentimiz, ormancılık ve orman ürünleri sanayisinin konferans gündeminde yalnızca emisyon veya hammadde başlıkları altında değil; karbon depolama, döngüsel ekonomi, kırsal kalkınma, yeşil istihdam ve düşük karbonlu yapılaşmanın çözüm ortağı olarak değerlendirilmesidir.
COP31 sürecinde:
- Sürdürülebilir orman yönetimi ile planlı üretim arasındaki olumlu ilişkinin anlatılması,
- Bakım müdahalelerinin yangın direnci, biyolojik çeşitlilik ve karbon depolama bakımından öneminin vurgulanması,
- Hasat edilmiş ahşap ürünlerinde depolanan karbonun iklim politikalarında görünür kılınması,
- Ahşabın kamu binalarında ve düşük karbonlu yapılarda kullanımının teşvik edilmesi,
- EUDR ile uyumlu ulusal izlenebilirlik sisteminin kurulması,
- Karbon piyasalarında orman ve ahşap ürünlerinin bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesi,
- Sanayinin enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma yatırımlarına finansman sağlanması,
- Orman köylüsü, kooperatifler, sanayi ve kamu arasında adil değer paylaşımı oluşturulması,
- Özel sektörün COP31 hazırlıklarında kurumsal paydaş olarak temsil edilmesi gerekmektedir.
COP31’den beklentimiz, ormanı yalnızca dokunulmaması gereken bir alan, sanayiyi de yalnızca kaynak kullanan bir yapı olarak gören sığ yaklaşımın aşılmasıdır. Sağlıklı orman, planlı üretim, güçlü sanayi ve iklim politikası aynı değer zincirinin parçalarıdır.
Türkiye’nin orman alanı büyümüş, ağaç serveti yaklaşık iki katına çıkmış, yıllık cari artımı güçlenmiş ve endüstriyel odun üretimi bu biyolojik kapasiteye bağlı olarak yükselmiştir.
Şimdi yapılması gereken, bu kaynağı yalnızca hammadde olarak değil; tasarım, teknoloji, mobilya, yapı sistemi, ihracat ve karbon değeri taşıyan stratejik bir varlık olarak değerlendirmektir.
Dördüncü Kalkınma Planı Türkiye’nin sanayisine hammadde sağlayacak ormancılık altyapısını tarif etmişti. On İkinci Kalkınma Planı ise bu yapının ihracat odaklı, sertifikalı, döngüsel ve düşük karbonlu bir modele dönüşmesini hedefliyor.
Türkiye’nin hedefi daha az değer üretmek değil; ormanların sürdürülebilirliğini güvence altına alarak her metreküp odundan daha fazla ekonomik, sosyal ve iklimsel değer elde etmek olmalıdır.
Güçlü orman teşkilatı, büyüyen orman varlığı, sorumlu sanayi ve doğru kamu politikaları birlikte hareket ettiğinde Türkiye, ahşap esaslı ürünlerde yalnızca büyük bir üretici değil; düşük karbonlu geleceğin küresel oyuncularından biri olabilir.


