ABD ve Türkiye arasındaki büyük bir ticari potansiyel söz konusu
Türkiye-ABD arasındaki bugünkü ticarete bakıldığında karşılıklı olarak 20 milyar dolarlık iş hacmi olduğuna değinen Ali Osman Akat şöyle devam etti; “Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut ÖZAL’ın 80’li yıllarda başlattığı ve “Japonya baz alınarak hazırlanan ihracata dayalı büyüme modeli” ülkemizce benimsenmiştir. Bu kapsamda KOBİ’leri ihracatçı durumuna getirmek için dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri modeli, Japonya’dan alınarak ülkemizde uygulamaya konulmuştur. ABD’ye ihracatımızda çok başarılı sektörler var. Tekstil, deri ve kuyumculuk ihracat kalemlerimizin başında geliyor. Önemli kuyumculuk şirketlerimiz, ABD’nin önemli şehirlerinde mağazalar açtılar. Oranın tüketici eğilimlerini aldılar ve bu işi çok başarılı sürdürülüyor. Yakın coğrafyadaki ihracat ezberimizi biraz değiştirmemiz gerekiyor. Gıda sektöründe neredeyse hiç yokuz. Pastanın büyük bir payını İtalyanlar, Fransızlar, Koreliler, Çinliler, Japonlar alıyor. Tüm sektörlerdeki 1.000’de 4’lük oranlarımızı %3’lere çekebilirsek şu anki ihracatımızın zaten 10 misline çıkmış olacağız.’’
Ticari ilişkilerin arttırılması için bürokratik engeller azaltılmalı
TABA-Am-Cham (Türk Amerikan İşadamları Derneği) Başkanı Ali Osman Akat, ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması olması gerektiğini belirterek; “Trump’ın iş dünyasından gelmesi vizyon olarak ticaret hacminin artmasına dayalı ekonominin siyaset üstü ticari nitelikli hareketler ilişkileri perçinledi. Türkiye’de yerleşik 1.702 civarında ABD şirketi var. Bunların tamamına yakını artık burada ticaretini geliştirerek üretime hatta ihracata başladı. Örneğin sigara sektörünün önemli aktörleri Amerika’nın sigara şirketleridir. Türkiye’de imalat yapıyorlar. Türkiye’de şu anda 500 milyon dolarlar seviyesinde sigara ihracatı var. Amerikalı şirketler bizim şirketimiz olmuş vaziyette. ABD’de de 2.000 civarında Türk şirketimiz var. Rusya’da küçük bir krizde bile insanımız, malımız kapılarda bekletilip geri gönderildi. ABD ile ne yaşarsak yaşayalım böyle bir şeyin olacağına ihtimal vermiyoruz. Amerika ekonomisi şu an iyi gidiyor. İşsizlik oranları %3’e düşmüş vaziyette, neredeyse işsizlik yok diyebiliriz. %3 gönüllü işsizlik anlamına gelir. Kredi faizleri %2.50’lerde. ABD ile ticaret hacminin arttırılması için yatırımcılarımızın önünü açan bürokratik yaklaşımlar gerekiyor’’ dedi.
Global markalar yaratmayı öğrenmeliyiz
Ticari ilişkilerin geliştirilmesinde valilere büyük iş düştüğünü söyleyen Akat; “Valilerimizin yatırım ajansı gibi hareket etmesi gerekiyor. Ülkemizin gelişimi açısından öncelikler arasında bu olmalı. Müteşebbislerin sorunları ile daha fazla ilgilenilmeli. İhracatçılarımızın temel sorunları var. Bunlarla temelde ilgileniliyor ama biraz daha destek olunmalı. Örneğin, tekstil deri sektörünü gözlemliyoruz. Yurt dışı pazarında çok iddialı olabilecek, marka üretebilecek güzel hamleler olduğunu görüyoruz. Örneğin tasarım teşvikler çıkartıldı, fasonculuktan marka sahipliğine doğru evrilme sürecinde önemli gelişmeler olduğunu düşünüyoruz. Türkiye, marka sahibi olmaya hızla yaklaşıyor ama perakendeciliği öğrenmemiz için üreticilerimizin mutlaka Amerika pazarında olması gerekiyor. Neticede dünya, hane halkı tüketiminin üçte birini tüketen bir ekonomiden bahsediyoruz. Biz o kıtada hiç yokuz. Mevcut bulunduğumuz coğrafyada ihracat bile buraya kadar geliyor. Atlantik’i ve Pasifik’i aşmamız gerekiyor. Buralarda iş modellerimizi değiştirmemiz gerekebilir çünkü globalleşme ve markalaşmadan geçiyor” dedi.